Lanet olası alarm! Bugün yine lanet olası okula gitmek için
lanet olası alarmım çalmıştı. Ve lanet olasıca gün başlamıştı. İğrenç
formalarımı giyip, serviste ki iğrenç insanların yüzünü görmek için evden
çıktım. Ama beni servis değil arkadaşlarım bekliyordu. Annemin kızacağını
düşündükleri için kapıyı çalmamışlar. Annemi tanımalarına bayılıyorum. Nereye
diye sormadım yürümeye başladık. Durağa gittik ve dolmuşa bindik. Küçük bir
yerde yaşamanın en büyük sıkıntısı işte bu size neresi olduğunu söylesem
anlamayacaksınız. O yüzden betimlemeliyim. Bir sahile gittik. Sıra sıra küçük
kafelerin olduğu, insanların yürüyüş yaptığı sakin bir yer. Her neyse orada ki
kafelerden birine oturduk. Yol boyunca nereye gittiğimizi, niye okulu
kırdığımızı sormamıştım. Sürekli muhabbet etmiştik. En sonunda dayanamayıp
burada ne işimiz var dedim. Hiçbiri cevap vermedi. Kısa bir süre birkaç
arkadaşımız daha geldi. Ama en çok şaşırdığım şey Aydın’dan uzun süredir görmek
istediğim, olaylar olduğunda direk anlattığım bir arkadaşımda gelmişti. Çok
mutlu oldum. Masa birleştirdik. Hep beraber oturduk. Fark ettim ki o kadarda
lanet olasıca bir gün değilmiş. Hava gayet güzeldi, arkadaşlarım yanımdaydı.
Sipariş verdik. Herkes kahve içiyordu tabii. Arkadaşlarım benim ya bayılıyorum
onlara. Zevklerimiz bile aynı. Neyse konuyu uzatmayayım. Kahveler geldi hemen
arkasından da bir pasta. Ölü gibi yaşamaya o kadar alışmışım ki doğum günümü
bile unutmuşum. Teoman hayranı olduğum için arka 17 şarkısı çalarken bütün
arkadaşlarımla 17. yaş günümü kutladık. Her biri anı olarak kalacak nitelikte
hediyeler almışlar. O an düşündüm ki ben böyle arkadaşlara sahip olduğum sürece
asla mutsuz olmam. Yedik, içtik, muhabbet ettik zaman öyle güzel geçti ki. Hep
beraber çocuk olduk. Binlerce kez baksam sıkılmayacağım fotoğraflar çektik. Su
savaşı yaptık. Sonra üşüdük salak gibi kimse yanına kıyafet almamıştı çünkü.
Sahile oturduk konuştuk. İşin özü çok eğlendik. Ve asla unutmayacağım bir doğum
günü geçirmiş oldum. Sonra biri bana seslenmeye başladı. Gözümü açtığımda lanet
olasıca okuldaydım. Ve dünyanın en sıkıcı dersinde uyuyakalmıştım. Hani yine
iyisiniz kıskanacağınız bir anım yokmuş. Ben de sizin kadar boş yaşayan bir
patatesim. 15 Nisan 2014 Salı
Lanet olası alarm! Bugün yine lanet olası okula gitmek için
lanet olası alarmım çalmıştı. Ve lanet olasıca gün başlamıştı. İğrenç
formalarımı giyip, serviste ki iğrenç insanların yüzünü görmek için evden
çıktım. Ama beni servis değil arkadaşlarım bekliyordu. Annemin kızacağını
düşündükleri için kapıyı çalmamışlar. Annemi tanımalarına bayılıyorum. Nereye
diye sormadım yürümeye başladık. Durağa gittik ve dolmuşa bindik. Küçük bir
yerde yaşamanın en büyük sıkıntısı işte bu size neresi olduğunu söylesem
anlamayacaksınız. O yüzden betimlemeliyim. Bir sahile gittik. Sıra sıra küçük
kafelerin olduğu, insanların yürüyüş yaptığı sakin bir yer. Her neyse orada ki
kafelerden birine oturduk. Yol boyunca nereye gittiğimizi, niye okulu
kırdığımızı sormamıştım. Sürekli muhabbet etmiştik. En sonunda dayanamayıp
burada ne işimiz var dedim. Hiçbiri cevap vermedi. Kısa bir süre birkaç
arkadaşımız daha geldi. Ama en çok şaşırdığım şey Aydın’dan uzun süredir görmek
istediğim, olaylar olduğunda direk anlattığım bir arkadaşımda gelmişti. Çok
mutlu oldum. Masa birleştirdik. Hep beraber oturduk. Fark ettim ki o kadarda
lanet olasıca bir gün değilmiş. Hava gayet güzeldi, arkadaşlarım yanımdaydı.
Sipariş verdik. Herkes kahve içiyordu tabii. Arkadaşlarım benim ya bayılıyorum
onlara. Zevklerimiz bile aynı. Neyse konuyu uzatmayayım. Kahveler geldi hemen
arkasından da bir pasta. Ölü gibi yaşamaya o kadar alışmışım ki doğum günümü
bile unutmuşum. Teoman hayranı olduğum için arka 17 şarkısı çalarken bütün
arkadaşlarımla 17. yaş günümü kutladık. Her biri anı olarak kalacak nitelikte
hediyeler almışlar. O an düşündüm ki ben böyle arkadaşlara sahip olduğum sürece
asla mutsuz olmam. Yedik, içtik, muhabbet ettik zaman öyle güzel geçti ki. Hep
beraber çocuk olduk. Binlerce kez baksam sıkılmayacağım fotoğraflar çektik. Su
savaşı yaptık. Sonra üşüdük salak gibi kimse yanına kıyafet almamıştı çünkü.
Sahile oturduk konuştuk. İşin özü çok eğlendik. Ve asla unutmayacağım bir doğum
günü geçirmiş oldum. Sonra biri bana seslenmeye başladı. Gözümü açtığımda lanet
olasıca okuldaydım. Ve dünyanın en sıkıcı dersinde uyuyakalmıştım. Hani yine
iyisiniz kıskanacağınız bir anım yokmuş. Ben de sizin kadar boş yaşayan bir
patatesim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder