Şimdi size sevgilimden bahsedip dondurmayı kaşıklayarak depresyona
girmenize sebep olacağım. Saçmaladım pardon filmlerdeki gibi depresyona girmek
bile sizin hayaliniz. Bir kafede oturmuş kahvemi içerek sanki hayatımda bir
hareket varmış gibi günlük yazıyordum. O sırada hafif bir rüzgar esti kafamı
kaldırıp baktığımda içeriye o girmişti. Siyah saçları, beyaz teni ve siyah kıyafetleriyle
bir anda herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Tıklım tıklım dolu kafede beni
nah görür düşüncesiyle tekrar yazmaya başladım. Başımda biri dikiliyordu. Garsona
‘’Ne istiyorsun be’’ demek için başımı kaldırdığımda garsonun yanında ki taş
çocuğu fark ettim. Yok artık bir de gözleri utanmadan mavi mi yani! İnsan geri
kalanları da düşünüp biraz mütevazi olur. Bu kadarda taş olunmaz ki. İşte bu
düşüncelerimi garsonun iğrenç sesi böldü; Afedersiniz hiç boş masamız kalmadı.
Sizin içinde sakıncası olmazsa… Ah tabi ki neden olmasın. Denyo ben kesinlikle
bir denyoyum bari cümlesini bitirmesini bekleseydim. Görmemiş Abaza dedi kesin
çocuk. Her neyse nasıl olsa sevgilisi vardır boşuna sarkmıyım diyerek günlüğümü
yazmaya devam ettim. O an bir sigara yaktı. Bir sigara bir adamın dudaklarıyla
ancak bu kadar uyumlu olabilir. Bir duman bir adamın yüzünün beyazına ancak bu
kadar istekli olabilir. Ve kadın bir adamın sigarasının dumanına ancak bu kadar
aşık olabilir… Evet ona o an aşık olmuştum. Ama hiç ümidim yoktu. Sonra bakışlarının bana kaydığını hissettim. Ama
bakamıyordum çünkü gökyüzünün bir parçası gibi görünen o gözleri beni ve kalbimi
bir salağa dönüştürmesinden korkuyordum. Esneme yöntemini kullanarak hem
esneyip hem de günlüğü yazmaya devam etim. Eğer beni izliyorsa mutlaka ben
esneyince oda istemsiz şekilde esneyecekti biyokimyasal olarak. Esnediğini hissettiğim
an şaşırdım çünkü çok fazla popüler ya da güzel kız standartlarına giren bir
kız değildim. Ama artık bunun hiçbir önemi yoktu. Günlük yazamaz hale gelmiştim
beynim oraya odaklıydı. Kalkmam gerekiyordu piyona dersi saatim gelmişti hesabı
istedim. Garson geldiğinde eşyalarımı çantaya yerleştiriyordum. Hesaba baktığımda
bir not iliştirildiğini gördüm. Çok güzel esniyorsun ;) 05XX XXX XXXX Yok artık
bu kadar şanslı olabilir miydim?21 Nisan 2014 Pazartesi
Şimdi size sevgilimden bahsedip dondurmayı kaşıklayarak depresyona
girmenize sebep olacağım. Saçmaladım pardon filmlerdeki gibi depresyona girmek
bile sizin hayaliniz. Bir kafede oturmuş kahvemi içerek sanki hayatımda bir
hareket varmış gibi günlük yazıyordum. O sırada hafif bir rüzgar esti kafamı
kaldırıp baktığımda içeriye o girmişti. Siyah saçları, beyaz teni ve siyah kıyafetleriyle
bir anda herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştı. Tıklım tıklım dolu kafede beni
nah görür düşüncesiyle tekrar yazmaya başladım. Başımda biri dikiliyordu. Garsona
‘’Ne istiyorsun be’’ demek için başımı kaldırdığımda garsonun yanında ki taş
çocuğu fark ettim. Yok artık bir de gözleri utanmadan mavi mi yani! İnsan geri
kalanları da düşünüp biraz mütevazi olur. Bu kadarda taş olunmaz ki. İşte bu
düşüncelerimi garsonun iğrenç sesi böldü; Afedersiniz hiç boş masamız kalmadı.
Sizin içinde sakıncası olmazsa… Ah tabi ki neden olmasın. Denyo ben kesinlikle
bir denyoyum bari cümlesini bitirmesini bekleseydim. Görmemiş Abaza dedi kesin
çocuk. Her neyse nasıl olsa sevgilisi vardır boşuna sarkmıyım diyerek günlüğümü
yazmaya devam ettim. O an bir sigara yaktı. Bir sigara bir adamın dudaklarıyla
ancak bu kadar uyumlu olabilir. Bir duman bir adamın yüzünün beyazına ancak bu
kadar istekli olabilir. Ve kadın bir adamın sigarasının dumanına ancak bu kadar
aşık olabilir… Evet ona o an aşık olmuştum. Ama hiç ümidim yoktu. Sonra bakışlarının bana kaydığını hissettim. Ama
bakamıyordum çünkü gökyüzünün bir parçası gibi görünen o gözleri beni ve kalbimi
bir salağa dönüştürmesinden korkuyordum. Esneme yöntemini kullanarak hem
esneyip hem de günlüğü yazmaya devam etim. Eğer beni izliyorsa mutlaka ben
esneyince oda istemsiz şekilde esneyecekti biyokimyasal olarak. Esnediğini hissettiğim
an şaşırdım çünkü çok fazla popüler ya da güzel kız standartlarına giren bir
kız değildim. Ama artık bunun hiçbir önemi yoktu. Günlük yazamaz hale gelmiştim
beynim oraya odaklıydı. Kalkmam gerekiyordu piyona dersi saatim gelmişti hesabı
istedim. Garson geldiğinde eşyalarımı çantaya yerleştiriyordum. Hesaba baktığımda
bir not iliştirildiğini gördüm. Çok güzel esniyorsun ;) 05XX XXX XXXX Yok artık
bu kadar şanslı olabilir miydim?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder