Oha yine çok ciddiyim :D bu bloğu açtığımızda hep güzel
şeyler olmuş gibi anlatıp sizi kıskandırmak sonra da acımasız gerçeği hem sizin
hem de kendimizin yüzüne çarpmayı planlamıştık. Ama şimdi gerçekten
kıskanacağınız ve gerçek ötesi mükemmel bir şey anlatacağım. Kıskanmaya hazır
olun. Bir arkadaşımdan bahsedeceğim size. Geçen sende de aynı sınıfta olmamıza
rağmen iki kelimeden fazla konuşmadığım biri. Ama durun öncelikle kendimden
bahsedeyim. Bu yaşıma kadar kızların zor olduğuna karar verip genellikle
erkeklerle takılmış bir kızım. Lakin bir gün her şey değişti. Sınıf öğretmenimiz
çok sevdiğim bir babalıktır kendileri… Çok konuştuğuma karar verdi –ki dibine
kadar haklı- Dolayısıyla yerimi değiştirdi. Ve 3 kızın arasına düşmüş oldum. Hepsinden
kısaca bahsedeceğim. Biri turuncu kısa boylu anne içgüdüsü olan bir patates. Diğerinden
bahsetmek istemiyorum. O iğrenç bir insan. Ama hakkını yemeyelim gideri var
hani. Neyse diğeri ise uzun. Bir kız bu kadar heyecanlı, mutlu ve depresif
olabilir. Bu cümleyi ilk okuduğunuzda muhtemelen hayal edememişsinizdir. Üzülmeyin
bu sizin probleminiz değil. Zaten çok hayal edilebilinir bir patates de
değildir kendileri. En küçük problemi ölüm kalım meselesi haline getiren, kopya
çekmeyi beceremeyen, asla insanları kıramayan, platonik aşk konusunda mastır
yapmış biri. İkimizde ilk tanıştığımız insana karşı çok çekingen davranırız
normalde. Ama bu çok farklıydı. Sanki önceden tanıyormuşum gibiydi. Hemen o gün
bana hoşlandığı çocuktan bahsetti. O günde beri de ondan bahsediyor :D
Hayatımız birbirinden çok farklı. Davranışlarımız da öyle. Yine de beraber çok
bi bütün olduk. Onun dertleri benim için o kadar önemli hale geldi ki… Önceden
biri söyleseydi ‘’Saçmalama bunu mu umursayacağım’’ derdim. Her problemi
beraber çözmeye, her şeyi beraber yapmaya başladık. Bir anda bu kadar yakın
olunabilinirdi. Ha merak ettiyseniz söyleyeyim hala çok konuşuyorum :D Ama
babalık artık bana dokunmuyor. Senin karizmanı yerim babalık. Buradan çok
selamlar… Tabi bu kadar konuşmaya tepki büyük olur diye yazmaya başladık ve
işte büyük aşk böyle alevlendi… 70’lerde ki kelimelerle birbirimize aşk
mektupları yazmaya başladık –sevgilisizlik zor zanaat- Kendileri neredeyse
kendini unutacak bir insan olduğu için düzenli kullanması gereken ilaçları
hatırlamayı görev edindim. Her gün nasıl olduğunu merak etmek, derdine anında
çözüm bulmak görevlerim arasındadır. Bunlar çok enterasan şeyler. Dert dinlerken
bileklerini dikine kesmek isteyen bir insanımdır normalde. Ama onu dinlerken
olabildiğince çözüm üretmeye çalışıyorum. Kendi de bana aynı şekilde
davranıyor. Benim yerime depresyona girdiği bile oldu. Çok moralim bozuk olduğu
için bana sürpriz hazırlamış bir insan. Ne kadar değerli olduğunu artık siz
düşünün. Adaya düşsem bütün yiyecekleri yiyeceğine emin olmama rağmen yanıma
mutlaka olmak isteyeceğim biridir. Hayal kurmanın sadece üzüntü getireceğini
düşünmeme rağmen en ince ayrıntısına kadar üniversite hayalleri kurduğum biri. O
gerçekten çok farklı biri. Herkesin tanıması gereken ama kimsenin tanımasını
istemediğim biri. Cam fanusa tıkıp odamda saklamak istediğim aynı zamanda ne
kadar iyi bir arkadaşım olduğunu herkese göstermek istediğim biri. Ben bir
dostlukta sonsuzluğu buldum bu hayatta daha iyi ne olabilir ki? Sizi daha fazla
kıskandırmak istemiyorum. Sadece umarım bir gün bir şekilde sizde böyle bir
arkadaş edinirsiniz. Çünkü böyle bir arkadaşınız olduğu sürece asla
yıkılmıyorsunuz. Yıkılmama, üzülmeme, yanlış şeyler yapmama ve yalnız kalmama
asla izin vermediği için çok şanslıyım. Ve yazının sonu artık kıskanabilirsiniz
ben buralarda olacağım.

seninle de o patates yüzünden tanışmadık mı zaten :3
YanıtlaSilah o patates...
Sil