18 Nisan 2014 Cuma

Sevgili okurlar;

Oha yine çok ciddiyim :D bu bloğu açtığımızda hep güzel şeyler olmuş gibi anlatıp sizi kıskandırmak sonra da acımasız gerçeği hem sizin hem de kendimizin yüzüne çarpmayı planlamıştık. Ama şimdi gerçekten kıskanacağınız ve gerçek ötesi mükemmel bir şey anlatacağım. Kıskanmaya hazır olun. Bir arkadaşımdan bahsedeceğim size. Geçen sende de aynı sınıfta olmamıza rağmen iki kelimeden fazla konuşmadığım biri. Ama durun öncelikle kendimden bahsedeyim. Bu yaşıma kadar kızların zor olduğuna karar verip genellikle erkeklerle takılmış bir kızım. Lakin bir gün her şey değişti. Sınıf öğretmenimiz çok sevdiğim bir babalıktır kendileri… Çok konuştuğuma karar verdi –ki dibine kadar haklı- Dolayısıyla yerimi değiştirdi. Ve 3 kızın arasına düşmüş oldum. Hepsinden kısaca bahsedeceğim. Biri turuncu kısa boylu anne içgüdüsü olan bir patates. Diğerinden bahsetmek istemiyorum. O iğrenç bir insan. Ama hakkını yemeyelim gideri var hani. Neyse diğeri ise uzun. Bir kız bu kadar heyecanlı, mutlu ve depresif olabilir. Bu cümleyi ilk okuduğunuzda muhtemelen hayal edememişsinizdir. Üzülmeyin bu sizin probleminiz değil. Zaten çok hayal edilebilinir bir patates de değildir kendileri. En küçük problemi ölüm kalım meselesi haline getiren, kopya çekmeyi beceremeyen, asla insanları kıramayan, platonik aşk konusunda mastır yapmış biri. İkimizde ilk tanıştığımız insana karşı çok çekingen davranırız normalde. Ama bu çok farklıydı. Sanki önceden tanıyormuşum gibiydi. Hemen o gün bana hoşlandığı çocuktan bahsetti. O günde beri de ondan bahsediyor :D Hayatımız birbirinden çok farklı. Davranışlarımız da öyle. Yine de beraber çok bi bütün olduk. Onun dertleri benim için o kadar önemli hale geldi ki… Önceden biri söyleseydi ‘’Saçmalama bunu mu umursayacağım’’ derdim. Her problemi beraber çözmeye, her şeyi beraber yapmaya başladık. Bir anda bu kadar yakın olunabilinirdi. Ha merak ettiyseniz söyleyeyim hala çok konuşuyorum :D Ama babalık artık bana dokunmuyor. Senin karizmanı yerim babalık. Buradan çok selamlar… Tabi bu kadar konuşmaya tepki büyük olur diye yazmaya başladık ve işte büyük aşk böyle alevlendi… 70’lerde ki kelimelerle birbirimize aşk mektupları yazmaya başladık –sevgilisizlik zor zanaat- Kendileri neredeyse kendini unutacak bir insan olduğu için düzenli kullanması gereken ilaçları hatırlamayı görev edindim. Her gün nasıl olduğunu merak etmek, derdine anında çözüm bulmak görevlerim arasındadır. Bunlar çok enterasan şeyler. Dert dinlerken bileklerini dikine kesmek isteyen bir insanımdır normalde. Ama onu dinlerken olabildiğince çözüm üretmeye çalışıyorum. Kendi de bana aynı şekilde davranıyor. Benim yerime depresyona girdiği bile oldu. Çok moralim bozuk olduğu için bana sürpriz hazırlamış bir insan. Ne kadar değerli olduğunu artık siz düşünün. Adaya düşsem bütün yiyecekleri yiyeceğine emin olmama rağmen yanıma mutlaka olmak isteyeceğim biridir. Hayal kurmanın sadece üzüntü getireceğini düşünmeme rağmen en ince ayrıntısına kadar üniversite hayalleri kurduğum biri. O gerçekten çok farklı biri. Herkesin tanıması gereken ama kimsenin tanımasını istemediğim biri. Cam fanusa tıkıp odamda saklamak istediğim aynı zamanda ne kadar iyi bir arkadaşım olduğunu herkese göstermek istediğim biri. Ben bir dostlukta sonsuzluğu buldum bu hayatta daha iyi ne olabilir ki? Sizi daha fazla kıskandırmak istemiyorum. Sadece umarım bir gün bir şekilde sizde böyle bir arkadaş edinirsiniz. Çünkü böyle bir arkadaşınız olduğu sürece asla yıkılmıyorsunuz. Yıkılmama, üzülmeme, yanlış şeyler yapmama ve yalnız kalmama asla izin vermediği için çok şanslıyım. Ve yazının sonu artık kıskanabilirsiniz ben buralarda olacağım. 

2 yorum: